Türkiye-ABD ilişkilerini bekleyen yeni dönemde bekleyen zorluklar neler?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan yeni hükümetin ve yeni Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın öncelikli gündemleri arasında Türk-Amerikan ilişkileri olacak.

Washington ve diğer önde gelen NATO başkentleri, 11-12 Temmuz’da yapılacak NATO zirvesi öncesi İsveç’in tam üyeliğinin Ankara tarafından onaylanması için baskıyı sürdürüyor.

Türkiye’nin İsveç ile ilgili kararının Batı ile yeni dönemde ilişkilerin seyri açısından önemine dikkat çekiliyor. Türkiye ise ABD’ye F-16 savaş uçaklarının satışı ve “Suriye’de terörle mücadelede işbirliği” çağrısını yapmaya devam ediyor.

Seçimlerin sonuçlanması ve yeniden göreve seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabinesini oluşturmasıyla Türkiye’de hem iç hem dış siyaset açısından yeni dönem resmen başlamış oldu. Türk diplomasisinin başına eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ın getirilmesi, yeni dönemde uluslararası ilişkilerin nasıl şekilleneceği sorusunu öne çıkardı.

Bu kapsamda, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde temel belirleyicilerden olan Ankara-Washington hattındaki olası gelişmeler dikkat çekici olmaya aday olacak.

Son yıllarda inişli-çıkışlı bir seyir izleyen Türk-Amerikan ilişkileri 2021 sonundan itibaren daha istikrarlı ve diyaloğu ön plana çıkaran bir süreçten geçmişti. Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın kurdukları Stratejik Mekanizma, iki ülke arasındaki birçok sorunun doğrudan görüşülmesi ve karşılıklı anlayışın güçlenmesi sonucunu vermişti.

Ayrıca Cumhurbaşkanı Sözcüsü ve Başdanışmanı sıfatıyla İbrahim Kalın’ın da başta ABD Ulusal Güvenlik Konsey Danışmanı Jack Sullivan ve diğer üst düzey Amerikalı yetkililerle kurduğu iletişim hattı tarafları yakınlaştırmıştı.

Yeni göreve gelen Fidan’ın bu süreci –özellikle İbrahim Kalın’ın MİT Başkanlığı’na atanması durumunda- nasıl yürüteceği ilerki dönemde belli olacak. Başta ABD olmak üzere birçok Batılı ülke, Çavuşoğlu’ndan boşalacak göreve İbrahim Kalın’ın atanmasının olumlu sonuçlar yaratabileceği görüşündeydi.

İsveç’in NATO süreci en önemli başlık

Öngörüldüğü üzere, İsveç’in NATO’ya üyelik sürecinin Türkiye tarafından onaylanıp onaylanmayacağı, onaylanacaksa bunun hangi zaman diliminde olacağı Türk-Amerikan diyaloğunun en önemli başlığı.

Erdoğan’ı seçim başarısı için telefonla arayarak kutlayan ABD Başkanı Joe Biden, İsveç’in üyeliği konusunda umutlu olduğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeye devam edeceğini kaydetti. ABD Dışişleri Bakanı Blinken de NATO dışişleri bakanlarının Oslo’da geçen hafta yaptığı toplantı marjında yaptığı hemen her konuşmada İsveç’in 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta gerçekleşecek NATO liderler zirvesine tam üye olarak katılmasının önemine dikkat çekti.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström de Oslo toplantıları sürerken attığı bir Twitter mesajında tüm ittifak üyelerinden Türkiye’ye güçlü bir mesaj gittiğini, üyeliklerinin onaylanması gerektiğini kaydetti. Billström, yeni terörle mücadele yasasının 1 Haziran’da yürürlüğe girdiğini, böylece ülkesinin Türkiye’nin 2022’de imzalanan üçlü anlaşmada gündeme getirdiği yükümlülükleri yerine getirdiğini dile getirdi.

Eski Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, yanıt mesajında İsveç’in ittifaka üyeliği için yükümlülüklerini tamamen yerine getirmesi gerektiğini, bu adımın atılması durumunda gerisinin geleceğini vurguladı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Türkiye’de

Türkiye’ye artan baskının işaretlerinden biri de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Erdoğan ile ikili görüşme yapmak için sürpriz şekilde Türkiye’yi ziyaret etmesi oldu. Stoltenberg, önce Erdoğan’ın göreve başlama törenine katıldı, 4 Haziran’da da İstanbul’da ikili bir ziyaret gerçekleştirdi.

Stoltenberg’in temel mesajı NATO’nun liderler zirvesinde tam bir bütünlük mesajı vermesi ve bu kapsamda İsveç ile sürecin 11-12 Temmuz Vilnius Zirvesi öncesi tamamlanması gerekliliği oldu. Ancak Erdoğan görüşmesinden çıkan tek somut sonuç, Türkiye-İsveç ve Finlandiya’nın Haziran 2022’de kurulması kararı aldıkları ortak daimi mekanizma toplantısının geciktirilmeden Haziran ayında yapılması oldu. Bu toplantıdan çıkacak sonuç önemli bir işaret olacak.

Ankara nasıl bir başlangıç yapmak istiyor?

Hem İsveç’in ittifaka katılımı sürecini hem de Türkiye’de seçimler sonrası başlayan yeni siyasi ortamı yakından takip eden diplomatik kaynaklara göre, Ankara’nın İsveç ile kararı yeni başlayan dönemde Batı ile nasıl bir başlangıç yapmak isteyeceğini göstermesi açısından da önemli olacak.

ABD’nin hem yönetim hem de Kongre açısından dış politika gündeminin en üst sırasında devam eden Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi olduğu biliniyor. Bu kapsamda, İsveç’in Finlandiya’nın ardından ittifaka katılarak NATO’nun güvenlik ve caydırıcılık kapasitesinin artırılmasına yaşamsal önemde öncelik verdiği de kaydediliyor.

Kaynaklara göre, Vilnius Zirvesi öncesi Türkiye’nin İsveç konusunda atacağı olumlu bir adım Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni döneminde Batı liderleri ile ilişkisinde kayda değer bir farklılık yaratabilir.

Türkiye, F-16 satışı ve Suriye’ye odaklanıyor

Finlandiya’nın tam üyelik başvurusunu Meclis’te onaylayan Ankara, İsveç için de benzer bir süreci öngörüyor. Ancak İsveç’te yerleşik “PKK ile bağlantılı grupların faaliyetlerinin sürmesi, finansal ve propaganda araçlarının tam olarak engellenmemiş olmasına” dikkat çekiliyor.

Bu konunun dışında Türkiye’nin ABD’den iki temel beklentisi, F-16 savaş uçağı satışının bir an önce onaylanması ve Suriye’de Türkiye’nin terör örgütü olarak tanımladığı Halk Savunma Birlikleri (YPG’ye) verilen desteğin sonlanması.

ABD, Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Irak–Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele etmesi için YPG’ye yıllardır siyasi ve askeri destek veriyor. Türkiye, YPG’nin PKK’nın Suriye ayağını oluşturduğunu ve amacının Suriye’nin kuzeydoğusunda bir devlet kurmak olduğunu kaydediyor. Hatta eski Dışişleri Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, son açıklamalarından birinde, ABD’nin de amacının Suriye’yi bölmek olduğunu, YPG’ye desteğinin altında bu amacın yattığını iddia etmişti. ABD, bu iddiaları yalanlıyor ve YPG ile ilişkisinin sınırlı ve taktiksel olduğunu vurguluyor.

Fidan’ın ABD’li muhataplarıyla görüşmelerinde YPG konusunu daha da güçlü şekilde masaya getirmesi beklenen bir durum olacak. Fidan’ın liderliğinde MİT, özellikle son yıllarda Suriye’nin kuzeydoğusunda YPG’ye karşı birçok operasyon gerçekleştirmiş ve örgütün ABD ile temasta olan yöneticilerini de hedef almıştı.

ABD açısından da Suriye konusu Türkiye ile ilişkilerde öncelikli başlıklar arasında. Washington, Ankara’nın Moskova ve Tahran aracılığıyla Şam yönetimi ile ilişkisini normalleştirme sürecinden kaygılı. Bu kaygının temel nedenlerinden biri ülkedeki Amerikan ve diğer Batılı askerleri güvenlik açısından zafiyete sokacak gelişmelere yol açabilecek olması.

ABD Kongresi F-16 satışına onay verir mi?

Her ne kadar her iki başkentte resmi yöneticiler, Türkiye’nin F-16 satın alması ile İsveç’in üyeliği arasında doğrudan bir bağ olmadığını ifade etseler de süreçlerin yönetimi iki konu arasında bir bağ yaratmış durumda.

Biden, geçen hafta Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesini basına anlatırken, Türk Cumhurbaşkanı’nın F-16’ları gündeme getirdiğini kendisinin de İsveç onayı hakkında konuştuğunu dile getirdi. Kaynaklara göre, Amerikan Kongresi’nde Türk hükümetine karşı hava etkisini sürdürüyor ancak hükümetin destek verdiği F-16 satışı konusunda esneklik sağlanabilir.

Türkiye’ye en muhalif senatörlerden Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Bob Menendez, İsveç onayı sağlansa dahi başta Yunanistan olmak üzere Türkiye’nin NATO üyelerine “saldırgan” tavrını sona erdirmesi koşuluyla bu satışa onay verebileceğini kaydetti.

Menendez’in bu açıklamaları daha önceki tavrını yumuşattığına ilişkin yorumlara neden oldu. Ancak kaynaklar, ABD’nin F-16 satışı konusunda Vilnius Zirvesi öncesi adım atmasının beklenmediğini de vurguladılar.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x